ALADAĐLAR

  Katýlanlar:

Ve Aladaglar gezimiz sona erdi... Daha once dagda hic bu kadar uzun kalmamistim ve dogrusunu SOYLEMEK gerekirse pek de kolay olmadi. Ben de, gezi yazisina baslamadan once, basindan sonuna kadar cadir arkadasim, yemek operasyonlari ortagim, etik olarak karsitim olan Onur Buk'e cok tesekkur ediyorum zira Onur'suz o kadar gun ne yapardim bilemiyorum.

GUN 1

Geziye kim geliyor ya da kim gelmiyor ya da kim gelmekten son anda caydi karmasi arasinda kendimi Harem otogarda buldum. Bes kisiydik: Onur Buk, Hasan, Tamuna, Kivanc ve ben. Bayindir gelmekten son dakikada vazgecmesine ragmen Harem'de bizimle beraber. Salih ise devrilirken zedeledigimiz kaburgalarindan oturu evde pinekliyor, Sinan Mostar'da kopru yapiyor vs... Yavuz Abi'den 2 milyonluk indirimi Dogan Palut, Kuvvet Lordoglu ve Ayhan (?) desteginde kaptik. Yolculuk her zamanki gibiydi. Butun gece kusmayi basarabilen bir cocuk (annesi ne zaman ablasiyla ilgilense ogurmeye basliyordu), tabi ki bozuk bir koltuk, zangir zungur Nigde'ye ulastik. Tunc Findik tarafindan karsilanan bir otobuste olmak oldukca gurur vericiydi esasinda. 5 kisi biz, 4 kisi onlar once Cukurbag'a gittik. Sonra da Salim Abi'nin traktoruyle ormanin ortasina vardik. Aksampinari'na geldigimizde (artik sadece biz bizeydik) bir gun once Parmakkaya klasik tirmanan iki deliyle karsilastik. Gunumuzun geri kalani, yalnizliktan kedi kopek gibi birbirini yiyen bu ikiliyi eglendirerek gecti. Ben bir ara 2600 civarina kadar bir tur attim geldim. Keyfimiz son derece yerindeydi. Benim zihni sinir alpinizm sevdamdan oturu 2bucukta kalkip sabaha karsi 4te yola cikmaya karar verdik.

GUN 2 (Kaldi'da kaldik gibi bir seyler)

Sabahin 4unde, buyuk bir keyifle yola ciktik. En azindan ben oyle hissediyordum. 7:15te Avci Veli'nin sirtina varmistik. Aman ne guzel derken once ben ishal oldugumu farkettim. Ne yalan soyleyeyim, ilk aklima gelen Sinan'in daga tasa mica mica Demirkazik'a cikisi oldu. Tam manzaraya karsi rahatlamistim ve yola cikmistik ki Kivanc'in midesi bulanmaya basladi. Hoppala! Durduk tabi ve bu durus 2 saat kadar devam etti. Taslarin arasina kivrildik, bir guzel sekerledik. Saat 9da, biraz dinlenen ve yurudukce kicinin sikilasacagini, boylece kizlarin onu begenecegini ogrenen Kivanc iyilesince tekrar yola koyulduk. Kaldi'yi gorduk, sagindaki boyundan yukari tirmandik. (Bu sirada Tamuna daha fazla gelmek istemedigini soyleyip asagida beklemeye karar verdi.) Sirta cikinca bir de ne gorelim. Megersem Kaldi sandigimiz yer Kaldi Basi imis. E haliyle biz de aldik mi basi?! Bu saskinligin ustune keyfi kacan Kivanc da geri donmeye karar verdi, ben de kar yok diye asagida biraktigimiz malzemeleri geri toparladim (hizli olsun diye ip de actik) ve en sonunda top sahasina ulastik.

Yine sagdaki kulvara yoneldik. Ancak ne tam anlamiyla kardan gidebiliyor, ne de kayalardan tirmanabiliyorduk. Dahasi Onur Buk kramponlari asagida unutmustu. Ama biz cengaverler kaderimize kusemezdik. 2-3 yerde ip acip, biraz miks biraz da sacma sapan tirmanip sirta vardik ve sonrasinda hafif tirmalayarak zirveye ulastik. Ooh ne guzel, hepinizin yazdiklarini da okudum bu arada acayip hosuma gitti. Bana yol gosteren, bir seyler ogreten pek cok insanin Kaldi'da neler hissettigini ogrenmis oldum. Inis ise benim acimdan biraz uzucuydu. (bu cumleyi hemen hemen her zirveden donerken soyleyecegim zira cok tirsiyorum neler olmus bana) Gotum ata ata, Onur'dan ve Hasan'dan yogun destek ala ala indim top sahasina. Donus yolu epey uzun surdu. Ben 22:00de, Hasan ve Onur'da 24:00te kampa ulastik. Ben kelle-paca istegimi alenen dile getirdikten sonra kacmam gerektigini anlamis ve onden gitmistim.

GUN 3 (Lahitkaya yalani)

ooh ne guzel yatiyoruz, cardak da yaptik bivaklardan. Bir ara gaza gelen ben ve pesime taktigim Tamuna ve Kivanc Lahit Kaya'ya yoneldik. Ancak tam cevresini donup yukselmeye basliyorduk ki bir onceki gunun 18 saatlik yuruyusunun bende biraktigi derin izleri farkettim. Biraz da havanin bozulmasini bahane ederek (hakkaten de bulutlar pek cirkin bir sekilde Siyirmalik Vadisi'ne doluyordu) geri donduk. Kabul ediyorum hepsi benim sucumdu.

GUN 4 (KAHROLSUN ALPINIZM)

Hafif olacaktik. Olabildigince az malzeme tasiyacaktik. Hem zaten kitap da hic malzeme gerekmiyor diyordu. Biz de (Onur, Hasan ve Ben -yenilerimiz Dev-Bez kivaminda kampta kaldilar) bu yaziya kanip Gurtepe'ye yollandik.Simdi rotanin yonunu unuttum ama H4le Gurtepe arasindaki sirttan zirveye ulasacaktik. Acikcasi sirta cok iyi zamanda vardik. Havanin kapiyor olmasi ve her yanin bulut dolmasi disinda pek bir sorunumuz yoktu. Hem iki onceki gunun zorluklarini yasamamak icin GPS'te waypointler de olusturuyorduk. Ne guzel ne guzel. Ama sirti donup Gurtepe'nin altina gelince durum degisti. Tipki Kaldi'daki gibi (ne tesaduf) kar, buz, kaya ve camurdan olusan bir yan gecis bizi bekliyordu. Yanimizdaki tek malzeme ise kazmalarimizdi ve onlari da benim sabahki diretmem sonunda almistik. Bir sure debelendikten sonra, kitapta adi gectigine inandigimiz araliga ulastik.( Bu arada debelenmekten kastim bir asagi bir yukari yol aramak, buzlari kazmayla sokmek, camurlari savurmak falan oldukca ciddi amelelik iceriyor.) Tam yukseliyorduk ki yagmur ciselemeye basladi. Hasanla ben geri donmek istedik. Iste benim kronik acilarim da bu noktada basladi. Onur'u da Hasan'i da cileden cikaracak bicimde kitlendim birkac kere. Carsaga ulasana kadar da oldukca yavas ilerleyebildim. Iste tam bu noktada, tabiri caizse burnumda olan cicegin yavastan bir taraflarima kactigini hissettim. Korkuyordum. Allahtan Onur ve Hasan acayip destek oldu ve bu kabus gibi inisi kazasiz belasiz atlatabildim.

GUN 5 (Sokullu Pinar)

Gece yagmur yagmisti. Biz de sabah biraz gec kalktik. Salim Abi ile ormanda bulustuk. Once onun evinde kahvalti ettik, sonra Hasan, Kivanc ve Tamuna'yi Adana minibusune bindirdik ve en sonunda taze ekibimizi de traktore katip Sokullupinar'in yolunu tuttuk. Orada bizi Simal ve abisi bekliyordu. Tabii traktorde oldugumuz sure boyunca yagmur yagdigini, Kivancla Hasan'in kebap tasvirleriyle Onurla benim aklimi celmeye calistiklarini ve ikimizin oldukca yorulmus oldugunu anlatmiyorum bile. Onurla ben aksama kadar yattik. Yeni ekibimiz ise (Cem, Sinem, Levent, Ugur, Cagri, Simal ve abisi) Narpuz'a kadar yuruyup donduler. Aksamsa kampi koyun surusu basti. Ne yalan soyleyeyim oldukca korkutucu bir sahneydi. Sanki Braveheart gibiydi. Baskan olarak kampimizi cesurca savundum, emin olabilirsiniz. Sonra cobanla muhabbet ettik. Siyirmalik vadisinin isminin nereden geldigini ogrendim. Oradaki dikenler siyrilarak yeniyormus ve bu yuzden dikenlere "siyirma" diyorlarmis. Bu dikenler o vadide cok oldugu icin de vadinin adi siyirmalikmis. Neyse iste bolca kurt hikayesi, es dost, cobanlik vb. derken hava iyicene karardi ve biz de buyuk gunumuz icin uykuya daldik.

Neyse unutmadan bu gunun lafi Cagri’ya aitti. Cadirda oturdugumuz bir sirada “Yaz geldi, erimek gerek” diyerek Ugurla beni kahkahalara bogdu. Tuluma girip gozlerimi yumdugumda, yandaki cadirdan Sinem ve Cem’in bagrislari duyuluyordu:

-Cek o pis coraplarini kafamdan. (sinem)
-Hayir onlar kokmuyor ki! (Cem)


GUN 6 (Demirkazik)

Yolun bundan sonrasi benim icin son derece nostaljikti. Iký sene once yaptigim yolun hemen hemen aynisini yapacaktim. Aladaglar'daki ilk ciddi gezimi simdi baskan olarak tekrarliyordum. Bu konuyla ilgili bir seyler yazacagim ama simdilik sadece gezinin yol notlarini veriyorum o yuzden lafi uzatmayayim. Ama inan ki benim acimdan pek duygusaldi. Tipki 2 sene onceki gibi sabah 6da yola ciktik. Kayaligin bitip Narpuz bogazinin basladi yerde Sinem, Simal ve Serdar geri donduler. Biz de yola 6 kisi olarak devam ettik. Bir sure sonra, aradan yillar gecmesine ragmen dun gibi aklimda duran Kizilcarsak karsimizdaydi. Heybetli, cirkin ve kaygandi yine. Benim hatirladigim Zeki'nin bizi carsagin sagindan bele cikardigiydi. Ben de bizi oyle cikardim. Oysa ki yolun catallandigi yerden sola devam etmek gerekiyormus. Yolu biliyorum ya, herkes de bana guveniyor. Sonucta sirta vardik. Ancak bunu basarirken benimle birlikte Levent, Cem, Ugur ve Cagri'nin Direktas klasikteki gibi bir tirmanis yapmasi gerekti. Yaklasik 60 metre kadar belki de varligindan kimsenin haberdar olmadigi bir bacadan ciktik. Onur Buk ise, kendi deyimiyle "on kilcik" gucunde olan bir gecis yapti ve yillardan sonra ilk defa kicini yere koydu.

Bu anlamsiz kaybolus sonucunda ikiye bolunmustuk. Levent, Cagri ve Ugur 3200den geri dondu. Onur, Cem ve ben ise yola devam ettik. Sonucta, birazcik gec ve guc olsa da zirveye ulastik. Kulahin solundan gitmek isteyen Onur'un nasil kitlendigini anlatmiyorum zira bu hikayeyi onun agzindan dinlemek isteyebilirsiniz. Zirve pek bir bulutlu oldugundan ve ben son gunlerde yasadigim tedirginliklerden oturu hemen inmek istedigimden yukarida fazla kalmadik. Bu arada 2 sene once yazdiklarimi da buldum. "kim koydu bu carsaklari buraya?" diye sormusum zirve defterine. Iniste mumkun olan tum sikkeleri kullanan ben ve sikila sikila istasyonlari toplayip vibram teknigiyle asagiya yonelen Cem-Onur ikilisi seklinde 3200'e geri donduk. Sonra da, inanilmaz bir suratle Sokullupinar'a ulastik. Oldukca hos bir tirmanisti.

GUN 7 (Karayalak)

Dusunuyorum da bu Karayalak'i ucuncu cikisimdi. Sanirim acidan ve sikintidan hakikaten zevk aliyorum. Ama bu seferki apayriydi zira herkesin arkasindan gelip geride kalanlari toplamam gerekiyordu. Cikisi bilenler bilir fazla anlatacak bir sey yok. Sicak, susuzluk, ter, cisciplak kayalar ve sikici bir katir yolu. Benim ekleyecegim ise bir turlu yurumek istemeyen ve batonumla durtmek zorunda kaldigim Sinem, irtifayla captan dusen ve bir noktada "Emre bu gezi degil faaliyet!" diyecek kadar tukenen Ugur ve her seye ragmen mutlu mutlu ilerleyen 9 kisilik bir ekip. Bu arada soranlar olursa Celikbuyduran donuktu. Direktas'in altina geldigimizde ise herkesin yuzunde inanilmaz bir mutluluk vardi. Bunda en buyuk payin kamp yerinin guzelliginden cok cantalari sirttan indirmenin rahatligi olduguna bahse varim.

GUN 8 (Emler)

Dinlenme gunumuzde Emler’e ciktik. Boylece herkesin ilk ortak zirvesi gerceklesmis oldu. Tabii bu esnada 2 yil once “hizla alcalip bivaklayasimizi” ve “allahtan kaya tirmanan arkadaslari” kahkahalarla andim. Zirvedeki 2 fransizi (planlari iran uzerinden pakistana gitmek olan genc bir cift) dumura ugratmayi ihmal etmedik tabi. Fotograf cekmeler, bol bol tutturmeler, gofretler cikolatalar. Neredeyse 1 saat kadar zirvede kaldik. Hava cam gibiydi ve Erciyes, Bolkarlar, Hasan Dagi, daha bir hafta once ziyaret ettigimiz Kaldi ve iki gun onceki zirvemiz Demirkazik.... hepsini gorebiliyorduk. Bu esnada yogun bir karisiklik da yasamadik degil. Onur Buk’un oryantasyonunu saglayip hangi zirvenin hangisi olduguna karar vermesi oldukca zamanimizi aldi. Donuste, bir onceki sene kadar olmasa da yine bolca dolandik.

Bu arada, kampa donup sikilmaya baslayinca, Cagri ile beraber golun karsisindaki kornisleri suya indirmeye karar verdik. Yogun cabalarimiza ve benim donan parmaklarima ragmen pek basarili oldugumuz soylenemez. Kazmalar ve yumruklarla karlara giristigimiz esnada arkaya donup karsi kiyida oturan ekibimize goz atan Cagri gezideki ikinci bombasini patlatti “Bakalim seyirciler izliyor mu, ona gore davranalim.”

GUN 9 (DKSK, Oksar, Suner)

Sulana sulana Direktas’a bakarak, ama biraz da benim isteksizligim ve digerlerinin yolu bilmemelerinden oturu, YediGol Burnu’nun arkasindaki bu uc zirveye dogru yoneldik. Acikcasi benim keyfim yerindeydi. Hem boylece dagilmamis oluyorduk. Her ne kadar ilk basta “H”lari gozumuze kestirdiysek de DKSK, Suner ve Oksar’in bulundugu taraf gozumuze daha mantikli ve ulasilabilir gorunmustu. Once hep beraber DKSK’ya vardik. Bolca fotograf cekip bu sefer Onur Buk’u bile tatmin edecek bir oryantasyon sagladiktan sonra Ugur, Sinem ve ben sirtin altinda kaldik. Geri kalan 6li ise Suner’e cikti. Suner’den sonra ise Oksar’a Onur, Cem ve Cagri cikti. Anlayacaginiz, dagilmadi diye sevinirken uce bolunduk. Donus yolundaysa ise onden biz, arkadan da diger 6li geldi.

Gunun en keyifli ani ise Sinem ve Ugur arasinda gecen bir mucadeleydi. Sinem kar kulvarlarindan korkuyordu. Bir noktada onden Ugur gidiyordu ve Sinem de arkasindaydi. Ansizin yere dusen Sinem karda kaymaya basladi ve donup kazmasini saplayacagina ayagiyla Ugur’u yakalayip onu da yanina aldi. Bir sure kardes kardes kaydiktan sonra durdular. Egim az oldugundan ve kar yumusak oldugundan, gonul rahatligiyla gulebildim ama baska bir yerde ve baska kosullarda son derece tehlikeli olabilecek bir sahneydi acikcasi.

GUN 10 (Hacer Bođazý)

Artik donuyorduk. Karli mekanlarda Sinem’i sirtima dayayarak ya da elinden tutarak gecirdikten sonra dunyanin en sikici katir yolunu indik ve en nihayetinde Sogukpinar’a ulastik. Birkac yorukten baska kimse yoktu. Sobek’in cadir yerlerine yayilmis, tam gunesten kizarmaya baslamistik ki yakarmalarima kulak veren kader bir Lada Niva’ya binmis iki ermisi imdadimiza gonderdi. Yedigollere cikmak istiyorlardi ama saat 4 olmustu. Hem de oldukca yukluyduler. Durumu acikladigimizda bize cok tesekkur ettiler ve hepimizi taptaze birer hiyarla odullendirdiler. Simdi sacma geliyor ama o an icin inanilmaz degerli ve kutsal bir sey gibi gelmisti. Yesil yesil parliyordu, suluydu, tazeydi aman aman yanlis anlasilmadan susayim....

Sonra... sonra inanilmaz gerceklesti. Hayatimin en mutlu anini yasadim diyebilirim. Koskoca bir yarim karpuz verdiler bize! Boyle sulu sulu aman yarabbi. Ben hayatimda bu kadar luks bir sey yasamamistim. 10 gundur dagdaydim ve daha bir koye bile ulasamadan karpuz yiyordum. Suyunu ben ictim, kabuklarini Levent yedi ve hep beraber keyiflendik. Bu arada Levent de gunun incisini eksik etmedi: “Abi eger ben bir hiyardan bu kadar zevk aliyorsam karpuz yerken kesin orgazm olurum!”

GUN 11 (Barazama, Kapuzbasi, Kayseri)

Kostura kostura koye indik, pahali pahali minibus tutup Kapuzbasi’ni gezdik, sonra da Kayseri’ye ulastik. Gardaki gafletimiz bize cok pahaliya patladi. 15 dakika boyunca bilet saticilari tarafindan adamakilli tartaklandik. Bu esnada soyle diyaloglar geciyordu:

-     Abi biz de ozgur cocuguz, gelin bizim sirketle gidin. (bir satici)
-     Ne demek lan bu? Biz orospu cocugu muyuz?!#$* Dalagini sokerim senin ona gore, bunlar benim musterim!!!

Neyse, biletleri Hidayet’ten aldik ve dogruca iskender’e yollandik. Biraz yanlis yollardan gecmemize ve Sinem’in kafasindaki papatya tacin da etkisiyle bolca laf yememize ragmen dogru adrese vardik ve garsonlari da sasirtan boyutlarda kebap, salata ve su tukettik. En son hatirladigim akvaryumdaki japon baliklarini tava yapmayi planliyorduk ki otobus saati geldi. Hidayet’in ufak kazigi sonucu otobusumuz biraz gec kalkti, benim koltugum bozuktu ve yine her molada aglayan beyinsiz bir cocuk vardi. Tipik bir dag donusuydu diger bir deyisle.

GUN 12 (Ýstanbul)

Evdeydim ve artik bir kimyasal atik gibi kokmuyordum.


[ Geri ] | [Anasayfa]